2 Temmuz 2015 Perşembe 15:00:42
1949 kez okundu.

Hani insan küçüklüğünde bir oyuncak bulur anneden/babadan yadigar büyükannelerinin tozlu mahzeninde, sevinir, beleşten gelen kısa günün karı mistik oyuncağına. Sorup eskimiş yüzüne büyükannenin, oyuncağın taşıdığı anılarını. Kirine aldırmadan oynarsın o eski belki de anlamsız oyuncağınla, en sevdiğin oyuncağın oluverir birdenbire o anılara gömülmüş oyuncak. Aslında yoktur da onun bir mahareti. Sen yüklersin ona güzel bulduğun anlamları, o sadece bir kaç damla kurumuş plastik, şekillendirilip boyanmış bir metal parçası ya da içi pamukla doldurulmuş bez parçasıdır işin gerçeği. İşte o kıytırık oyuncak 6 yaş öncesinin verdiği heyecanla bir anda dünyanın en büyük hazinesi oluverir. Hayal gücünün de yardımıyla herkesin yadigâr oyuncağı türlü türlü kahramanlara, kimi zaman garip, kimi zaman doğaüstü güçlere sahip, zaman zaman bilge bazen de aptal bir arkadaşa dönüşür sanki şizofrenmişçesine. Dedik ya işte aslında sadece hayal gücüdür o sahte kahramanın derin etkisini yaratan üzerimizde.

Tabi aradan zaman geçer ergenliğe yaklaşılır gün geçtikçe değeri azalır gibi olur oyuncağımızın. Anlarız onun aslında sadece oyuncak olduğunu. Aklımıza yatar onun uçamayacağı hayatımıza aslında garip bir tat vermekten öteye gidemeyeceğini. Artık yüzünü pek görmek istemeyiz. Ne bileyim sarılmak istemeyiz uyurken başucumuza koymayız kaybetmek korkusuyla. Ama yinede küçük kalpler atamaz onu bir köşeye kaldırıp atamaz alındığı tozlu mahzene sandığa ya da nerede bulunduysa oraya. Dolabımızın üstüne masamızın üstüne koyarız misafirimizi.

Bundan sonrasında ise en laf anlamadığımız, değişip karmaşıklaştığımız ergenlik gelir artık. İsmini bilmediğimiz ülkelerde, görmediğimiz şehirlerde nasıl yaşanır ergenlik bilmem ama benim yaşadığım yerlerde psikopat olur insan. Okula gidersin eve gelirsin oradan çıkarsın kaderini belirlediği söylenen sınavlar dizisine çalışmak için bir başka yere gidersin. Arasıra kaytarıp arkadaşlarınla eğlenirsin orada burada. İşte tamda bu dönemlerde aynı yazarken unuttuğum gibi varlığını unutursun oyuncağının. Bilmem sizin annelerinizde odanızı ayda 64 kere temizlermiydi? Benim annem aksatmadan yapardı. İşte bu dönemde farkında olmadan kaybetmişsinizdir oyuncağınızı belki de. Belki sizde annenizin temizlik seanslarından birinde ya da başka bir nedenle kaybetmişsinizdir oyuncağınızı. Ama maalesef çokta özlemezsiniz onu. Aman be boş ver kalsın kaldırıldığı yerde bu saatten sonra oyuncak mı oynayacağım dersiniz. İlgi alanlarınız değişmiştir çünkü. Arabalar, makyaj malzemeleri, spor, müzik, resim, şiir, kitap; Karşı cins. Bu sıralar aşık olabilirsiniz işte.
Artık büyümüşsünüzdür sivilceli yüzünüzden değişen sesinizden kurtulmuşsunuzdur. Artık hayatınızı yönlendirme zamanıdır. Oyuncak çoktan unutulmuştur.

Ergenlik biter nihayet. Niyetlenip gittiyseniz üniversite hikâyeniz başlar artık. Büyüdüğünüz şehirde okumuyorsanız oyuncağınızla aranızda kilometreler vardır artık. Mesleğiniz hakkında kararlar alırsınız bu süreçte, gelecek planları yaparsınız, şurada yaşayacağım, şu işte çalışacağım, dünyanın bilmem hangi köşesine gideceğim. Bilinen hikâye işte. Ha birde şu KIZ/ERKEK ile geçireceğim ben hayatımı. 
Hani derler ya tarih tekerrürden ibarettir diye, çokta doğrudur. İnsanın 70 yıllık tarihi de öyledir. Bazı değişiklikliklere devam eder hayat. Senaryoda ufak değişiklikler olur. Belirli dönemlere ayrılır hayat tekerrürü. Hepsi farklı formlarda aynı şeylerdir aslında. Buradan sonrası yukarıda anlattığım hikâyenin şekil değiştirmiş hali olacaktır birazdan. Yeni oyuncağınız sevgiliniz olmuştur artık. Onunla hayal kurar yatağınızın en sıcak yerinde o vardır artık. Tıpkı o unuttuğumuz oyuncağın bir zamanlar aldığı gibi sahnedeki yerini almıştır aşk rolünü üstüne. Aşkla yatıp aşkla kalkarsınız. Aynanız olur bakınca kendinizi gördüğünüzü zannedersiniz. Onunla uçar, doğaüstü olur, kötülüklere meydan okuyup, kahramanınızı yaratırsınız. Zamanla o da gider oyuncağınızın gittiği gibi. Bu sefer anneniz değil, zaman alır sahneyi. Figuranlar bıkkınlık, ihanet, anlaşmazlık, aileler, imkansızlıklar ve başka saçma sapan şey oluverir bir anda. Aynaya baktığınızda gördüğünüz artık bir kahraman değil yorulmuş yaşlanmaya başlamış bir enayi oluverir birdenbire.
Hepsi geçer gider ömürle birlikte. Yeni yersiz hayaller yeni kahramanlar bulunur. Hepsi biter gider ... 


GemlikLife